|
YÜREKLERİ FERAHLATAN BİR SURE
İNŞİRAH SURESİ -1-
Kur’an-ı Kerimin diziliş sırasında doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci suresi olan İnşirah, sekiz ayetten müteşekkil bir suredir. Duha suresinden sonra, Asr suresinden önce Mekke’de inmiştir.
Sure ismini ilk ayetteki “açan, yüreği genişleten, ferahlatan ve huzura kavuşturmak” anlamlarına gelen “İnşirah” kelimesinden almıştır.
Bu Surenin Konusu
a) Bu sure sevgili peygamberimizin (s.a.v) Allah Teâlâ katındaki yüce makam ve mevkisinden bahseder.
b) Hz. Peygamberin (s.a.v) isminin Allah Teâlâ’nın ismiyle beraber anıldığına işaret eder.
c) Yine bu sure âlemlerin sultanı Hz. Peygamberimizin (s.a.v) Mekkeli putperestlerden çektiği sıkıntıların ardından bir kolaylığın geleceğini müjdeler.
d) Peygamberimizin ve inananların moral motivasyonunun artırılması ve teselli edilmesi konusunu ele alır.
e) Kendisine verilen bunca nimete karşılık efendimizden şükretmesini ve ona rağbet etmesi ister.
Verilmek İstenen Mesaj
-Hz. Peygamber (s.a.v) ve onun şahsında tüm inananlara her türlü sıkıntı ve güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olacağı haberi veriliyor.
-Yapılan tüm baskılara karşı direnen ve sıkıntı çeken Resulüllah ile müslümanlara teselli ve ümit aşılanıyor.
-Ortaya çıkabilecek tüm olumsuzluklara rağmen gevşemeden, ümitleri yitirmeden Allah’a karşı olan ibadet ve itaatlerimizi sürdürmemiz isteniyor.
Bugünlerde bu sureyi daha fazla okumalıyız.
Gönlümüzün genişlemesi, ferahlaması ve iç huzurumuzu sağlayabilmek için bol bol okumalı ve anlamaya çalışmalıyız.
Bugün insanların birbirlerine kem gözlerle,
Asık suratlarla bakmaları,
Birbirlerini hafife almaları,
Birbirlerine tahammül edememeleri,
Geniş bir gönle sahip olamamalarındandır.
Hz. Musa (a.s) bile, “Ben sizin en yüce Rabbinizim” (Naziat, 79/24) diyen baş kâfir Firavuna giderken gönlünün darlığı sebebiyle Allah’a: “(Yarabbi ben o zalime giderken) İçim daralır, dilim tutulur” (şuara, 26/13) dedi ve şöyle dua etti:
“Rabbim gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” (Ta-Ha, 20/25-28)
Peygamberin yaptığı bu duadan anlaşıldığına göre; bir insanın en çok sahip olması gereken özelliği geniş bir gönle sahip olmasıdır.
Eğer gönlümüz geniş, yüreğimiz ferah ve kalbimiz sağlam olursa, imansızın yanına vardığımızda: İmansızın gücü, otoritesi, bilgisi, birikimi, ekonomik gücü, askeri gücü ve size karşı plan ve programları ne olursa olsun, onun karşısında heyecan duymayacak, diliniz tutulmayacak ve hiç endişeye kapılmayacaksınız. Çünkü siz Allah’a güvenmişsiniz, kalbi daralanlardan değilsiniz.
Bu Surenin İndiği Ortam
Bu sure peygamberimize ve inananlara her türlü kötülüğün reva görüldüğünde, iftiraların Mekke sokaklarını sardığında, çevreden gelenlere peygamberimizin kötü propaganda edildiğinde, en yakın arkadaşlarının işkenceye maruz kaldığında ve kâfirlerin ekonomik boykot uyguladığında inmiş bir suredir. Bu sureyle peygamberimizin (s.a.v) moral motivasyonu yükseltilerek “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da” (Duha, 93/3) diye teselli edilerek, senin geleceğin geçmişinden daha hayırlı olacaktır müjdesi veriliyor. İşte bu sure, peygamberimize (s.a.v) böyle bir ortamda iniyor.
1. (Ey Muhammed!) Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Yani ey peygamber! Biz senin kalbini hidayet, iman ve Kur’an nuruyla rahatlattık. Sana mücadelelere karşı dayanma gücü verdik. Ey insanlığın en şereflisi! Senden hüznü, hayreti, kederi gidermek suretiyle kalbine metanet ve iç huzuru yerleştirdik. Biz senin göğsünü öylesine açıp genişlettik ki, görünen ve görünmeyen âlemin kapıları ardına kadar açılıverdi. Peygamberlik nuruyla, göğsündeki sıkıntıları kaldırdık.
Nitekim Cenab-ı Hak En’am suresinin 125. ayetinde şöyle buyuruyor:
“Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslam’a açar.”
İslam’a açılan kalbe nur girdimi; artık o kalp, belalara ve ilahi sırları muhafazaya tahammül eder. İşte kalbin açılması budur. Peki, kalbin İslam’a açık ve kapalı olduğunu nasıl anlarız, bunun bir işareti var mıdır?
Elbette vardır.
Allah’ın dini, helalleri, haramları anlatıldığında öfkeniz artıyor ve yüzünüz ekşiyorsa, o kişinin kalbi İslam’a kilitlidir.
Kalbin kilitliliği budur. Bir gün bu ayet hakkında Abdullah İbni Mes’ud (r.a) peygamberimize (s.a.v):
-Ya Resulallah! Kişinin kalbinin İslam’a açılması nasıl olur?
Resulüllah (s.a.v) buyurdu ki:
“-Allah kulun kalbine bir nur atar. Bu nur kalbe girdiğinde, kalp açılır ve genişler.
-Ya Resulallah! Bunun böyle olduğunu gösteren bir alamet var mıdır? |