|
ÂLEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED -10/1-
O kendisinde emeği olan herkese karşı vefalıydı
Vefa; insanın verdiği sözde durması, sözünü yerine getirmesi, yaptığı anlaşmalara sadık kalması veya yapılan bir iyiliği, gösterilen bir yakınlığı, zor anlardaki dostluğu, yapılan hizmet ve yardımı unutmamaktır. Vefa sevgidir, kıymet bilmektir, nimete ve onu verene teşekkürdür. Vefa; ahlaklı, erdemli, faziletli olmak veya insanı insan yapan duyguların bütünü demektir. Geçmişi unutmadan bugünü sağlayanları hatırlamak ve minnet borcumuzu ödemektir.
Kimlere vefa borcumuz yoktur ki!
Hayatı bize bahşeden Allah’a (c.c), vahyi bize ulaştırıp anlatan ve gösteren peygamberimize (s.a.v), varlığımızın mecazi sahipleri olan anne-babalarımıza ve bizlere iyiliği dokunan her şeye ve herkese vefa borcumuz vardır. İşte bu vefa borcunu yaratana ve yaratılanlara karşı en mükemmel şekilde yerine getiren ve insanı insan yapan vefa duygusunu en iyi ortaya koyan peygamberimiz (s.a.v)’dir.
Vefa, dostluk ve sevgide sebat göstermekse, bunu kâinatın efendisinde daha iyi görmekteyiz. Peygamberimiz (s.a.v) bir gün, Hz. Aişe (r.a) ile otururlarken zenci bir kadın geldi. Allah Resulü (s.a.v) bu zenci kadına çok ilgi gösterip ikramda bulundu. Peygamberimizin kadına gösterdiği bu ilgi ve alakaya hayret eden Hz. Aişe (r.a), bunun hikmetini peygamberimize (s.a.v) sorunca: “Bu kadın, Hatice hayatta iken bize gelir giderdi. Ahde vefa, dindendir” buyurdular. Yani vefakârlık imandandır.
Efendimizin (s.a.v) kendisine iyiliği dokunanlara karşı nasıl vefalı davrandığını, birkaç örnekle ifade edelim.
Süveybe’ye karşı olan vefası…
Peygamberimiz (s.a.v) miladi 571 yılında dünya’ya geldiğinde onu ilk emziren annesi Hz. Amine Hatun oldu. Bu emzirme bir hafta sürmüş ve sütü kâfi gelmediğinden veya o toplumun geleneklerinden dolayı başka kadınlar da süt emzirmiştir. Annesinden sonra kendine ilk süt emziren Ebu Leheb’in cariyesi, Süveybe’dir. Süveybe peygamberimizi günlerce emzirmiştir. Önceleri Hz. Hamza’yı da emziren Süveybe, peygamberimizin muhterem amcalarıyla sütkardeşi olmasına da vesile olmuştur.
Hz. Peygamber (s.a.v), kendisine kısa sürede olsa sütannelik yapan Süveybeyi hayatı boyunca unutmamış, onu sık sık ziyaret etmiş, kendisini her gördüğünde iltifat ve ikramda bulunarak gereken sevgi ve saygıyı her zaman göstermiştir. Süveybe Hz. Peygamberi (s.a.v) ziyarete geldiğinde, Hz. Hatice de ona saygı gösterir, ikramda bulunurdu. Hatta onu, Ebu Leheb’ten satın alarak azadetmek istiyordu. Ancak Ebu Leheb buna imkân vermemişti. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.v), Medine’ye hicret ettiğinde Ebu Leheb, Süveybe’yi kendiliğinden azadetti. (İ. Tarihi, H. ALGÜL, c, I, s, 128)
Peygamberimiz (s.a.v) Medine’ye hicret ettikten sonra bile, onu gelip gidenlerden sorar, ona yiyecekler, hediyeler ve selam gönderirdi. Süveybe’nin vefat haberini alınca çok üzüldü, yakınının olup olmadığını araştırıp sorduğunda kimsesinin olmadığını öğrendi. Şayet bir yakını olsaydı, Allah Resulü (s.a.v) Süveybe’nin hatırına hürmeten onunla da ilgilenirdi.
Kâinatın efendisinin hayatında vefasızlık yoktur. O kendisine yapılan en küçük iyilikleri unutmadığı gibi, onları karşılıksızda bırakmazdı. Kendisine kısa sürede olsa süt emziren Süveybe Hatunu, yüksek bir vefa duygusundan dolayı unutmamıştır. |