
ALEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED-1- (S.A.V)
Kâinatı yoktan var eden, bu varlığından yeryüzünün halifeleri kıldığı biz insanları haberdar edip peygamberler gönderen ve bu peygamberler zincirinin son halkası olan Hz. Muhammed (s.a.v)’i en iyi anlatan yüce Rabbimizdir.
Resuller dizisinin son incisini Kur’an an-ı Kerim de yüce Rabbimiz şöyle tanıtıyor:
“(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 21/107)
“Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”(Ahzab, 33/21)
“Âlemlere rahmet” ve “güzel örnek” olarak gönderilen peygamberimizi anlata bilmek, O’nun güzel vasıflarını insanlığa sunmak ve O’nu erişilmez kemali içinde ifade edebilmek hiçbir insana nasip değildir. O’nu en iyi anlatan ve tanıtan yüce yaratıcımızdır.
Bugüne kadar peygamberimizi anlatan, tanıtan ve övmek isteyenler; bununla ancak kendi yazılarını, sözlerini süslemiş ve övmüşlerdir. Bizlerde peygamberimizi anlatırken, O’nun yanında, onu korumak için etten kemikten duvar olan ve O’nun nurlu atmosferinde teneffüs edip hayat bulan sahabesinden bizlere ulaştırılan vasıflarıyla sözlerimizi süsleyeceğiz.
Efendimizin bu vasıflarına geçmeden önce, efendimiz kendisini nasıl tanıtırdı ona bir bakalım.
İbrahim’in Duası
Ta asırlar öncesine gidiyor ve dinlerin ortak peygamberi olarak bilinen Hz. İbrahim (a.s)’e kulak kesiliyoruz. O, oğlu İsmail (a.s) ile birlikte Kâbe’yi temelleri üzere inşa edip bitirince:
Baba oğul Allah’a yöneldiler ve Kur’anın ifadesiyle şöyle dua ettiler.
“…Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin.” (Bakara, 2/127)
“Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl…” (Bakara, 2/128)
“Ey Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın…” (Bakara, 2/129)
Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s)’in birlikte yaptıkları bu duanın üzerinden uzun zaman geçmiş ve artık peygamberler dizisinin son halkasından bir önceki halkası olan Hz. İsa (a.s) ilahi tebliği yapıyordu.
İsa’nın Müjdesi
O, bu ilahi vazifeyi yerine getirirken, kendisinden önce gönderilen Hz. Musa’yı (a.s) ve ona gönderilen Tevrat’ı tasdik ediyor ve geleceğe ait büyük bir müjde veriyordu.
Bir gün kendisini halkına takdim ederken şöyle diyordu:
“Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben; benden önce gelmiş olan Tevrat’ı doğrulayan ve benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah’ın size gönderdiği bir peygamberiğim.” (Saff, 61/6)
İsa’nın (a.s) geleceğe dönük bu müjdesi, karanlıklar içinde kıvranan insana büyük bir ümit kaynağı olmuştu. İsa’nın (a.s) bu müjdesinin üzerinden de epey bir zaman geçmiş ve tarih altıncı miladi asrın ikinci yarısı olmuştu.
Amine’nin Rüyası
Tarihler miladi asrın ikinci yarısını gösterirken, Mekke’nin bütün kızlarını kıskandıracak bir yuva kuruluyordu. Bu yuvanın erkeği, uğruna kurbanlar verilerek kurban edilmekten son anda kurtulan Abdulmuttalib’in ay yüzlü oğlu Abdullah; hanımı ise, temiz bir ailenin tertemiz kızı olan Vehb’in kızı Amine idi.
Bu kutlu yuva kuruldu ve Amine annemiz bu evlilikten hamile kaldı. Hamileliğin olduğu günlerde bir gece rüyasında kendisine:
“Sen bu ümmetin efendisine hamilesin. Doğurduğunda; her kötünün şerrinden bir olan Allah’a sığınırım diye dua et ve ona MUHAMMED adını ver” denildi.
İnsanlığın iftihar tablosu artık dünyayı şereflendirmek üzere…
Yer: medeniyetin beşiği ve vahyin merkezi olan Mekke.
Tarih: miladi beş yüz yetmiş bir.
Ay: Rebiu’l-evvel.
Gün: On iki pazartesi sabaha karşı…
İnsanlığın kararan ufkuna bir güneş gibi doğuyor. Yeryüzü nuru ile aydınlanıyor. Melekler nurdan elleriyle tutuyor. Ve müjdeliyorlar rahmet peygamberini.
Hoş geldin ya Resulallah!
Bizde tüm benliğimizle, hoş geldin ya Resulüllah diyoruz.
Bu gelişle İbrahim (a.s) ve İsmail’in (a.s) duası kabul olmuştu. Kur’an-ı Kerim bu duanın kabulünü şöyle haber veriyor:
“Nitekim biz size ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan bir peygamber gönderdik.”(Bakara, 2/151)
Yine bu gelişle İsa’nın (a.s) müjdesi ve Amine’nin rüyası gerçekleşmiş oldu. Efendimiz daha sonra, kendisini soranlara kendisini şöyle takdim ediyordu:
“Ben; dedem İbrahim’in duası,
Kardeşim İsa’nın muştusu (müjdesi),
Ve anamın rüyasıyım.” (K. K. Göre Peygamberler ve Tevhid mücadelesi, İ.Lütfü ÇAKAN-N. Mehmed SOLMAZ, s–260)







